Paylaşım için teşekkürler, buda önemli bir nokta.
Paylaşım için teşekkürler, buda önemli bir nokta.
Kendisini İçmimar olarak tanıtan Zeynep Fadıllıoğlu bildiğim kadarıyla İçmimar değildir.
İstanbul'da ingiliz high school'dan sonra, ingiltere'de brighton üniversitesi'nde okudu. "control data institute" de bilgisayar programcısı ve sistem analisti oldu.
Eğitimini londra "inchbald school of design"'da tamamladı.
Ülkemizdeki içmimarlık kursları gibi düşünün.
Camiler mimarlarıyla neden anılıyor?
Camiyi sadece mimarmı yapıyor?
İnşaat mühendisi var, elektrik mühendisi var, makina mühendisi var, ustası var... Emeği geçen herkesin ismiyle anılması gerekmiyor mu?
Ya da halk kimle anmak istiyorsa onunla anar.
Mimarlar Odası'nın buna tepkisi neden? Tamamen pastayı paylaşamamak. Mimarların gözünde Mimarlar Odası çalışıyor, haklarımızı koruyor dedirtmek.
Caminin tasarımının farklı olması mimarın ismiyle değil Zeynep Fadıllıoğlu'nun ismiyle anılmasını sağlamıştır.
Demekki mimarisi değil iç tasarımı farklı.
Camilerin mimarlarıyla anılmaları ne kadar tabii bir durumsa, içmimarlarıyla anılmaları da o kadar tabiidir.
Caminin mimarisi daha yenilikçi ve başarılıysa mimar, içmimarisi daha yenilikçi ve başarılıysa içmimarın adı öne çıkar.
Olay bu kadar basit.
Fakat gönül isterdi ki, Şakirin Camii Z. Fadıllığlu ile birlikte anılırken, ortaya konan iş gerçekten örnek gösterilebilecek derecede başarılı bir iş olsun. İçmimarı da, örnek gösterilebilecek bir içmimar olsun.
Ne yazık ki öyle değildir.
Ve bu örnekde Sayın Hüsrev Tayla'ya büyük saygısızlık ve haksızlık yapılmıştır.
Bir -sözde- içmimarın ismi bu şekilde öne çıkacaksa hiç çıkmasın daha iyidir.
