İç mimarlar Oda'mız derki:
"Asil Üyelik: Türkiye sınırları içerisinde mesleklerini ve sanatlarını uygulamaya yasal olarak yetkili bulunan içmimarların, meslekî faaliyette bulunabilmeleri veya meslekleriyle ilgili bir işte çalışabilmeleri veyahut meslek alanıyla ilgili eğitim faaliyetlerinde bulunabilmeleri için Odaya üye olmaları ve yükümlülüklerini yerine getirmeleri zorunludur."
Bu doğrultuda mesleğimizi icra edebilmemiz adına üye olmamız şart; sonuna kadar katılıyorum. Ancak mesleğimizin adını duyurabilmek ve Türkiye'deki çarpık yapılaşmayı önleyebilmek adına imza yetkimizin olması gerektiğini düşünüyorum.
Hemen hemen herhes 2004 yılında durduk yere( deprem vs gibi etkenler olmadan) çöken binayı hatırlıyordur. Neden çöktüğü çok tartışıldı ama hatırladığım kadarıyla kolon yada kolonlara müdehale edilmesi sonucunda bu üzücü olay gerçeklerşmişdi.
Tadilat aşamasında bizlerin denetimi olsa böyle üzücü olaylarla karşılaşılmıyacağını düşünüyorum. Pekçok revüzyon çalışmasında bilinçsizce duvarlara, kolonlara müdehale edildiğini görüyorum. Yığma yapıda duvarı kaldırmak başlı başına bir yıkımdır. Katları birbirine bağlamak adına açılan merdiven boşlukları, kolona denk geliyor, yükseklik çarpıyor diye kolonların traşlanması, herbiri faciaya davetiye çıkarıyor. Bu anlamda imza yetkimizin olmasını ve Türkiye'nin dörtbir tarafının; en azından bundan sonra daha çok bilinçlenmesini ve güvenilir ellere teslim edilmesini diliyorum.
Bu fikre katılan, katılmayan sesimizi duyurabilmek adına, bütün herkesin fikirlerini öğrenmek isterim...
Ben de imza yetkisini destekleyenlerdenim. sözlerinizi desteklemekle birlikte ekleyeceklerim de var. malum, hepimiz 4 yıllık bir eğitim sürecinden geçiyoruz. mesleğin teorideki ayrıntılarını okulda, pratikteki detaylarını ise 2 veya 3 yaz dönemi süresince yaptığımız stajlarımızda öğreniyoruz. bir kısmımız çalışmaya okul döneminde başlıyor hatta. neticede tam okulu bitirdip iştahla işe koyulacağımız esnada tokat yüzümüze patlıyor. "senin imza yetkin yok." "sen çiz de mimar imzalasın" hatta "aa iç mimar ne yapar, dekorasyon mu yapıyorsun sen" veya "bizim mimar iç dış ne varsa yapıyor" saçmalıkları peşpeşe sıralanır. sen 4 yıllık eğitimin ve belki artı yüksek lisansınla işe koyulmaya hazırsındır, kim bilir belki de tasarım dehası olarak mezun olmuşsundur ama bir bakarsın ki sırf 3 saatlik öss sınavında senden daha çok kutu işaretleyen bir matematik kurdu adı "mimar" oldu diye imza atar, sen alık alık seyredersin. çok telaffuz ederim bu cümleyi, ve zevk duyarım bunu söylemekten "ben yetenek sınavıyla iç mimarlık bölümüne girdim, yetenekli olmam kayıp değil, bir ayrıcalıktır. Tanrı beni yetenekle kutsadı diye 3-5 tane tip bana asalak muamelesi yapamaz."
bu sebeple sizin sözlerinize de katılarak içmimarlara imza yetkisi verilmesini canı gönülden destekliyorum.
asalak demek biraz sert olmuşgerçi sonuçta her mesleğe saygımız var vede saygın bir mesleğimiz tabi anacak sesimizi duyurmalıyız büyük illerin haricinde insanlar iç mimar nedir ne iş yapar bilmiyorlar bu nedenle işin bu kısmında da önem taşıyor imza yetkimizin olması
işte zaten ben de bana ve meslektaşlarıma "asalak" muamelesi yapıldığı için sitemliyim..yoksa asalak diye düşünen değilim.. inanın gördüm aa "iç mimar mı biz mimarsın sanıyoduk" diyip ağız eğeni eni..
'İÇMİMAR NE YAPAR?' gerçekten de ilk olarak insanlara bu sorunun cevabının verilmesi,mesleğimizin tanıtılması ve içmimar kavramının yerleştirilmesi gerekir.
imza yetkisi de önemli çünkü yetkisiz olmak bir bakımdan toplumda etkisiz olmak gibi anlaşılıyor.
yapılan işlerde içmimarın,tasarımcının adı değil de imza atanın adı anılıyor.Bunu değiştirmek gerekli sanırım
