Aşağıda, güncel sanat ve çağdaş sanat kavramları üzerine ilginç bulduğum bir alıntı paylaşıyorum.
Yazı, Beşir Ayvazoğlu'nun Zaman gazetesindeki köşe yazısından bir kısım:

"İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı tarafından düzenlenen 12. İstanbul Bienali geçen cumartesi günü başladı. Beş karma sergi ve elliden fazla "kişisel sunum"un yer aldığı büyük bir "etkinlik"... Antrepo 3 ve 5'te beş yüzden fazla eseri 13 Kasım'a kadar bir arada görmek mümkün. Tabii bu vesileyle "güncel sanat" üzerine yazılıp çizilecek ve muhtemelen "güncel sanat-çağdaş sanat" tartışmaları yeniden alevlenecek.

Yakın zamanlara kadar "güncel"le "çağdaş"ın farkını doğrusu ben de bilmiyordum. Anlayabildiğim şu: Televizyon, video, bilgisayar gibi teknolojik araçların ve akla gelebilecek her türlü malzemenin kullanıldığı, karikatürle akraba, şaşırtmayı seven, protest, bir ideolojiyi, dünya görüşünü yansıtmaktan ziyade ideolojileri, gelenekleri ve alışkanlıkları sorgulayarak sarsmak amacına yönelik, yaratıcı bir zekânın ürünleri olsalar bile eğer bir müzede kalıcı olarak sergilenme şansı yakalamamışsa sergilendikten sonra bozulan "iş"lere (enstalasyon, video art, performans vb) Türkiye'de son zamanlarda "güncel sanat" deniyor.

Belki farkında değilsiniz, "güncel sanat" (contemporary art) kavramını tercih edenlerle "çağdaş (veya modern) sanat" kavramını benimseyenler arasında kavga var. Güncelciler, çağdaş sanatın ideolojik bir arka planı bulunduğunu ve bir gelecek projesi dayattığını düşünüyorlar. Ama ben Türkiye'de güncelcilerden çoğunun aslında belli bir ideolojinin sözcüsü olduklarını ve peşin hükümlerini bırakın değiştirmeyi, gözden geçirmeye bile yanaşmadıklarını biliyorum.

Yeri gelmişken, güncelcilerin ürettikleri şeylere "eser" değil, "iş" dediklerini hatırlatmak isterim. Bu "iş"lerle anlatmak istediklerini son derece "lâf salatası" denecek ölçüde muğlâk cümlelerle açıklar gibi yaparak aslında gizliyorlar. Güncel sanat sergileri için hazırlanan broşür, davetiye ve basın bültenlerinde kullanılan, çok kötü bir Türkçeyle yazılmış metinlerde ne demek istendiğini anlamak, çok zaman "iş"in kendisini anlamaktan daha çetin bir iş haline gelebiliyor."

Beşir Ayvazoğlu
22 Eylül 2011, Perşembe